GDO’LU MISIRIN ÜLKEMİZE İTHALATINA İZİN VERİLMESİ HAKKINDA TÜRKTED’İN GÖRÜŞÜ

18 Haziran 2017, 12:28

GDO’LU MISIRIN ÜLKEMİZE İTHALATINA İZİN VERİLMESİ HAKKINDA TÜRKTED’İN GÖRÜŞÜ

Biyogüvenlik Kurulu'nun 13 adet GDO’lu mısır çeşidinin ithalatına izin verdiği karar 24 Aralık 2011 tarihli ve 28152 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Hakan Yardımcı, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Daha önce sadece üç soya çeşidine izin vermiştik. Daha sonra 13 mısır çeşidi ile ilgili bilimsel komitelerin raporlarını ilan ettik, kamuoyunun görüşünü aldık. Kurulumuz kararını verdi. Buna göre 13 mısır çeşidinin yem amaçlı olarak kullanılmasına resmen izin verilmiştir (Haberin devamı için buraya tıklayınız).


TÜRKTED GÖRÜŞÜ

Ülkemizde 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu kapsamında GDO’lu bitki ve hayvan üretimi yasaklanmıştır. Söz konusu kanun sadece GDO’ların gıda ve yem amaçlı kullanımına izin veren hukuksal bir metin olarak yürürlüktedir. Bu kanun hükümlerine ülkemiz tohumculuk sektörü sonuna kadar saygı duymaktadır. Bununla birlikte sektör olarak beklentimiz söz konusu kanun hükümlerinin tam anlamıyla, kanunun yürütülmesinden sorumlu birimler tarafından yerine getirilmesidir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana bahsedilen beklentilerimizin layıkıyla yerine getirilemediği gözlenmiştir. Ancak konu konvansiyonel tohum ithalatında tüm dünyaca kabul edilen ve tohum üretiminde teknik olarak “önlenemeyen GDO bulaşıklığı” konusunda sektör olarak beklentilerimize bu kanun kapsamında ilgililer tarafından maalesef bir çözüm üretilememiştir. Aynı kanun kapsamına giren başka sektörleri ilgilendiren konularda ise söz konusu hükümler kanunda belirtildiği gibi işlememekte ve kanuna rağmen çıkartılan ikincil mevzuatla bazı çözümler bulunmaya çalışılmakta ancak uygulamada ciddi aksaklıklar yaşanmaktadır.

Yanlış anlaşılmalara meydan vermemek adına beklentimiz GDO’lu tohumların ülkemizde kullanılması değil, ancak konvansiyonel tohum üretiminin geliştirilmesi amacıyla araştırma, deneme ve demonstrasyon amaçlı olarak ithal edilen oldukça küçük miktarlardaki ar-ge materyalinde teknik olarak “Önlenemeyen bulaşıklık” veya İngilizce ifadesi ile “Adventitious Presence (AP)” için tolerans limitlerinin tanımlanarak konunun çözüme kavuşturulmasıdır. Aksi takdirde, Biyogüvenlik Kanunu hükümleri kapsamındaki mevcut “sıfır tolerans” uygulaması ülkemiz tohumculuk sektörü için kısa, orta ve uzun vadede ciddi sorunlar yaratabilecek potansiyele sahiptir. Yaklaşık 25 yıldır elde edilen kazanımların ve artık bölgesel güç olma noktasında bulunan sektörümüzün, bu sorunun çözülmemesi durumunda, gelinen nokta itibari ile geriye gideceği endişesini sektörde bulunan ciddi tohum firmaları tarafından artık yüksek sesle dile getirilmektedir. Çünkü bu tohum firmaları az miktarlardaki GDO’suz deneme ve araştırma amaçlı çoğaltım materyallerini dahi uzadıkça uzayan teknik ve idari prosedürler nedeniyle ithal edemez hale gelmişlerdir. Diğer taraftan yüz binlerce ton GDO’lu soya ülkemiz tarafından ithal edilmektedir. Çok yakın bir gelecekte onlarca çeşit GDO’lu mısırın ithalatı da gerçekleştirilecektir.

Sonuç olarak sektörel beklentimiz; çifte standart olarak da değerlendirilebilecek bu tür uygulamalara bir an evvel son verilmesidir. Bu nedenle, Biyogüvenlik Kurulu’nca alınan bir dizi kararlarla çok önemli sorunlara geçici çözümler bulmak yerine Biyogüvenlik Kanunu’nun baştan aşağı tekrar gözden geçirilip AB’deki uygulamalar ve küresel gerçekler de dikkate alınarak ilgili hükümlerinde gerekli değişikliklerin ivedilikle yapılması tohumculuk endüstrisi için son derece elzemdir. Sektörün bu değişim süreciyle ilgili en önemli beklentisi ise ülkemizdeki GDO karşıtlığını bilimsel gerçeklerden çok uzak, adeta sorgulanamaz bir tabu haline getirmiş grupların etkisinde kalmadan bu yeni düzenlemelerin yapılmasıdır. Zira birkaç yıl önce Biyogüvenlik Kanunu’nun hazırlanması esnasında konuya aşırı duyarlı bazı çevrelerin etkisiyle son şekli verilerek yürürlüğe giren yasa bugün itibariyle maalesef ülkemizin ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Mevcut uygulama yakın bir gelecekte de başta bitki ıslahı yapan tohumculuk sektörü mensupları olmak üzere Türkiye tarım sektörünün rekabet gücünü belirli bitki türlerinde büyük oranda azaltacak ve bunun zararını da en fazla ülkemizin cefakâr üreticileri karşılamak zorunda kalacaktır.

  Tematik Medya