BİSAB’IN BİNDE ÜÇLÜK KOMİSYON TALEBİ YENİ TARTIŞMALARI GÜNDEME GETİRDİ!

18 Haziran 2017, 12:28

BİSAB’IN BİNDE ÜÇLÜK KOMİSYON TALEBİ YENİ TARTIŞMALARI GÜNDEME GETİRDİ!

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Bitki Islahçıları Alt Birliği (BİSAB) tarafından 13 Mayıs 2011 tarihinde üyelerine gönderilen komisyon kesintisi talebiyle ilgili yazı yeni tartışmaların başlamasına neden olmuştur.


Söz konusu yazıda, 5553 Sayılı Tohumculuk Kanunu’nda alt birliklerin gelir ve giderlerini düzenleyen 24. Maddesinin (b) bendinde belirtilen, “Üyelerin tohumculukla ilgili ürün, mal ve hizmet satışlarından binde üç oranında kesilecek komisyon” ifadesine atıf yapılarak söz konusu komisyonunun sadece “ıslahçı hakkı” kapsamında elde edilecek gelirle sınırlı olmadığı, bitki ıslahı faaliyeti sonucunda ortaya çıkan çeşitlerden elde edilen tüm gelirlerin de bu kapsamda değerlendirilmesinin gerektiği belirtilmektedir. Kanun’un sadece lafzına bakılmak suretiyle, hukuki mütalaadan yoksun ve tamamıyla zorlamayla ortaya atılan bu görüşe dayanarak, Tohumculuk Kanunu’nun yanlış yorumlanıp uygulanmasından kaynaklanan bu belirsizlik ve keşmekeş nedeniyle sadece TÜRKTED üyesi tohum ıslahı yapan firmalar değil sektöre mensup diğer birçok tohumcu kuruluşun da mağduriyeti söz konusudur. Oysa Türkiye tohumculuk sektörünün yapılanması ve işleyişi hakkında kapsamlı deneyime sahip uzmanların ve bu konuda çalışan hukukçuların görüşleri söz konusu komisyon kesintisinin haksız olduğunu göstermektedir. Bu yanlış uygulamanın ortadan kaldırılmasıyla ilgili olarak TÜRKTED’in hukuki girişimleri de sürmektedir.

Diğer taraftan, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından Üyelerine gönderilen bir yazıda da bu husus gerekçeli olarak kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Söz konusu yazıda, sertifikalı veya standart sınıf tohumluğun, esas itibarıyla, bir dizi -katma değer sağlayıcı- faaliyetler sonucunda üretilen bir girdi olduğu vurgulanarak, sertifikalı/standart tohumluk üretim sürecinde ilk aşamanın a) bitki ıslahı ve çeşit geliştirme olduğu, bunu sırasıyla b) kaynak tohumlukların (elit, orijinal, anaçlık) üretilmesi, c) ham tohumluğun yetiştirilmesi, d) ham tohumluğun işlenmesi-ambalajlanması, e) işlenmiş-ambalajlanmış tohumluğun depolanması, muhafazası ve f) sertifikalı/standart tohumlukların dağıtım ve pazarlanması aşamalarının izlediği ifade edilmektedir.

Yapılan değerlendirmede, bu faaliyetlerin bazılarının birbirleriyle iç içe girmiş veya örtüşen bir durumda olduğu vurgulanmakta ve örneğin; elit veya orijinal tohumluk üretiminin çoğu zaman bitki ıslahı ve çeşit geliştirme faaliyetinin tamamlayıcısı konumundaki gerekli bir aşama olarak kabul edildiği belirtilmektedir. Bu bağlamda, tohumluk üretim sürecinin başlıca; I- Bitki ıslahı, çeşit geliştirme ve kaynak tohumluk üretimi, II- Tohumlukların yetiştirilmesi, işlenmesi ve ambalajlanması ve III- Tohumlukların depolanması, dağıtımı ve pazarlaması şeklinde, birbirini tamamlayan, üç ana faaliyet kolu olarak ele almanın ve değerlendirmenin mümkün olacağı görüşüne yer verilmektedir.

Diğer taraftan, TSÜAB tarafından ortaya sürülen görüşte, halen yürürlükte olan mevzuata göre “tohumluk üreticisi” statüsüne sahip olan bir kuruluşun, istediği takdirde, bu üç ana tohumculuk faaliyetinin (I-, II-, III-) her birini kendi şirket bünyesinde veya kendi öz yönetimi altında yürütebileceği belirtilmektedir. Buna karşılık tohumluk üreticisi bir kuruluşun, söz konusu bu üç ana faaliyet kapsamındaki bazı işleri (mesela ham tohumluk yetiştirme; çeşit geliştirme ve elit/orijinal tohumluk üretimi ya da tohumluk dağıtım ve pazarlaması) başka şirketlere yaptırabileceği vurgulanarak, dünya ve Türkiye’deki genel eğilim tohumluk şirketlerinin, dikey entegrasyonlarını tamamlayıp, ıslah safhasından perakende sertifikalı/standart tohumluk satışına kadar söz konusu olan tüm faaliyetleri kendi bünye ve yönetimlerinde yürütmesi şeklinde olduğu ifade edilmektedir. Bu takdirde tohumluğa her aşamada kazandırılan katma değerin önemli bir kısmı şirket bünyesinde tutulmuş olmaktadır.

Söz konusu değerlendirmede, mevzuatımızda “tohumluk üreticisi veya tohumluk üretici kuruluş”un değişik şekillerde tanımlandığı, bununla beraber, bu tanımlamalar arasında bir uyumsuzluk olmadığı ve bunların içerik ve işlev olarak birbirlerini tamamladığı ifade edilmektedir.

Tohumluk üreticisi kuruluşların esas itibarıyla bir meta olan “tohumluk” satışı yaptığı, bu sebeple firmaların tohumluk girdisinin (meta) üretilmesi sürecinde gerekli olan bütün faaliyet alanlarında aktif olabileceğinin belirtildiği TSÜAB görüşünde; firmaların, tohumluk üretiminde bir aşamadan diğerine geçişte söz konusu olan katma değer artışını üretim sürecinden ayıklayarak ve soyutlayarak bu faaliyet alanında sağlanan katma değer artışının % 0,3’ünü bir başka Alt Birliğe (mesela ıslahçılar, dağıtıcılar, pazarlamacılar gibi) ödemelerinin uygun olmayacağı açıkça vurgulanarak böyle bir uygulamanın ticari ve pratik bakımdan mümkün ve hukuki bakımdan da söz konusu olamayacağı tespiti yapılmaktadır.

Bu itibarla, tohumcu firmaların, kendi sattıkları sertifikalı ve standart tohumluklar için üretim ve hazırlama sürecinin bir aşamasında söz konusu olan ve çeşit geliştirmeden pazarlamaya kadar uzanan bir süreç kapsamında ilgili alt birlikten başka alt birliklere komisyon ödemesi yapmamaları gerektiği görüşü ön plana çıkmaktadır..

Buna karşılık yetkili bir tohumluk üreticisi yaptığı ıslah ve çeşit geliştirme faaliyetleri sonunda bir çeşit elde etmiş ve bu çeşidi belirli bir bedel karşılığında bir başka şirkete devretmişse, bu takdirde ilgili alt birliğe bir komisyon ödemesinin gerekli olduğunun beyan edildiği yazıda, çeşit veya ıslahçı hakkının devri, fikri-sınai mülkiyet hakkının devri anlamına geldiği belirtilerek işin içerisinde diğer tohumculuk faaliyetlerinden kesin şekilde ayrılması mümkün olan bir gelirin söz konusu olduğu değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu sebeple, geliştirmiş veya ıslah etmiş olduğu bir çeşidin yalnızca ıslahçı hakkını veya sınai mülkiyet hakkını bir sözleşme çerçevesinde başka bir şirkete toptan bir lisans bedeli veya birim tohumluk başına röyalti ödemesi şeklinde satan, devreden firma buradan elde ettiği geliri bilançosunda ayrı bir şekilde göstermek suretiyle ilgili alt birliğe –yalnızca bu ıslahçı hakkının devrinden elde edilen gelirin % 0,3’ünü” komisyon şeklinde ödemesinin uygun olacağı bildirilmektedir.

Sonuç olarak, TÜRKTED’in uzunca bir süreden beri her platformda vurguladığı üzere; Tohumculuk Kanunu’nun, tazminat ve cezalar ile alt birlikleri düzenleyen bölümleriyle birlikte binde 3’lük komisyon kesintisiyle ilgili hükümlerinin de ivedilikle gözden geçirilerek yeniden düzenlemesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksi takdirde, Kanun’un uygulanmasında ortaya çıkan belirsizlikler sektörün önünü tıkamaya devam edecektir.

  Tematik Medya